sabit severse..

Sırtüstü koltuğa uzandığımda ıslak saçlarımı dayadığım havlu artık yerde..
Saçlarıma dokunuyorum da, makas mı daha kuvvetle atar bu püskülleri, bi tutam perçemle daha mı değişir acaba ifadem, yüzüm böyle mi daha manalı.. Doğru, nereden bileceksin ki?
..
İtirafların en ağırı sanırım alnımda belirginleşmeye başlayan çizgiler..
Orda adım yazılı demiştin vaktiyle.. Oysa..

Yoksun, gün geçiyor, İstanbul alabildiğine güzel, neye yarar? ..
Sen yoksun, İstanbul yoksul..

Bunu yazdıktan 3 gün sonra kutluyordum yeni yaşımı, oysa buraya yazmam senin yeni yaşın haftasını geçti, herşeye gecikiyor olmam mıydı acaba bizim esas sorunumuz he, ne dersin? ;)

"Güneş doğduğu an uyanıksan eğer, ya da yüzüne vuruyorsa henüz İstanbul'a ulaşamamış, memleketinin denizinin saf, çocukluğuna ait kokusu, o an ben geleyim aklına..
Sana ulaşsın diye beklemenin kokusunu yolluyor olacağım, avuçlarımda topak yaptığım saçlarımın kalan kısmıyla.. En mutlu olduğun, ya da en umutsuz anında yüzümü yüzüne değişini hatırla.. Ve hala içinden geçiyorsa beni kendinden uzak tutarak üzebildiğini sanmak, kaldır kafanı, aynaya bak..

Şimdi de söyle yaşamak için bir gücün varsa eğer, onu da beni kendinden kaçırarak harcıyor olduğunu.."

...Bil ki aynalar yalan söylemez, gözlerin yeşilse hala....

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !